Astronomlar, evrenin en gizemli gök cisimlerinden biri olan magnetarın oluşum anını ilk kez doğrudan gözlemledi. Yapılan gözlemler, General Relativity kapsamında uzay ve zamanın büyük kütleler tarafından nasıl büküldüğünü gösteren güçlü kanıtlar ortaya koydu. Kuram ilk olarak Albert Einstein tarafından ortaya atılmıştı.
Araştırmacılar, Aralık 2024’te keşfedilen ve yaklaşık 1 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunan SN 2024afav adlı son derece parlak süpernovayı 200 günden fazla süre boyunca gözlemledi. Bu patlamanın normal bir süpernovadan en az 10 kat daha parlak olduğu belirlendi.
Bir yıldızın sonu: Magnetar oluşumu
Bilim insanlarına göre dev bir yıldız yaşamının sonuna ulaştığında çekirdeği kendi kütle çekimi altında çöker ve yıldızın dış katmanları uzaya savrularak bir süpernova patlaması meydana getirir.
Bu patlamanın merkezinde ise son derece yoğun bir kalıntı oluşur. Bazı durumlarda bu kalıntı çok hızlı dönmeye başlar ve Dünya’nın manyetik alanından trilyonlarca kat daha güçlü bir alan üretir. Astronomlar bu tür aşırı güçlü manyetik alana sahip nötron yıldızlarına Magnetar adını verir.
Işıktaki titreşimler gizemi ortaya çıkardı
Normalde bir süpernovanın ışığı zirve parlaklığa ulaştıktan sonra düzenli biçimde azalır. Ancak SN 2024afav’dan gelen ışığın küçük parlama atımlarıyla titreşimli şekilde sönümlendiği gözlemlendi.
Araştırmacılar bunun, patlamadan fırlayan bazı maddelerin tamamen uzaya kaçamayıp tekrar merkeze düşmesi sonucu oluşan bir gaz diskinden kaynaklandığını düşünüyor. Bu disk magnetarın etrafında dönüyor olabilir.
Einstein’ın teorisinin etkisi gözlendi
Bilim insanlarına göre bu süreçte dev kütle ve hızlı dönüş, uzay-zamanı da beraberinde sürüklüyor. Fizikte bu etki Lense–Thirring precession olarak biliniyor.
Araştırmaya katılan Alex Filippenko, bu keşfin önemini şu sözlerle değerlendirdi:
“Bu, süper parlak bir süpernovanın çekirdek çökmesi sonucu bir magnetar oluşturduğuna dair güçlü bir kanıt.”
Evrenin en güçlü manyetik alanlarından biri
Araştırmacılar yeni doğan magnetarın dönüş süresinin yaklaşık 4,2 milisaniye olduğunu hesapladı. Manyetik alanının ise Dünya’nınkinden yaklaşık 300 trilyon kat daha güçlü olduğu tahmin ediliyor.
Bilim insanları, yeni nesil teleskopların devreye girmesiyle benzer gözlemlerin artacağını ve evrenin en uç fiziksel süreçlerinin daha iyi anlaşılacağını düşünüyor.
Kaynak : Gazete oksijen






