Faydalı gibi görünen ancak kaygıyı artıran beş alışkanlık.

Kaygıyı azaltmak amacıyla yapılan bazı davranışlar, kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede sorunu daha da derinleştirebiliyor. Uzmanlara göre bu alışkanlıklar fark edilmeden kaygıyı besleyen bir döngü oluşturuyor.

Kaçınma davranışı, kişinin kaygı yaratan durumlarla yüzleşmesini engelleyerek sorunun kalıcı hale gelmesine neden olabiliyor. Benzer şekilde, sürekli araştırma yapmak ve internette semptom aramak da zihni daha fazla tetikleyerek kaygıyı artırıyor.

Sürekli başkalarından onay ve güvence aramak, geçici bir rahatlama sağlasa da zamanla bağımlılık haline gelerek kişinin kendi başına başa çıkma becerisini zayıflatıyor. Uzmanlar, kaygıyla sağlıklı şekilde başa çıkmak için bu alışkanlıkların fark edilmesi ve yerine daha dengeli yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Kaygıyla başa çıkmaya yönelik etkili yöntemler bulunsa da, günlük hayatta sıkça başvurulan bazı alışkanlıkların kısa vadede rahatlama sağlarken uzun vadede kaygıyı artırabildiği belirtiliyor. İlk bakışta işlevsel ve mantıklı görünen bu davranışların, zamanla tekrar eden düşünce ve endişe döngülerini pekiştirerek sorunun sürmesine neden olabildiği ifade ediliyor. Uzmanlar, bu tür alışkanlıkların fark edilmeden rutin hale gelebildiğine ve kaygının devamlılığında rol oynayabildiğine dikkat çekiyor.

Vice‘ın haberine göre; SELF dergisine konuşan klinik psikologlar Lauren Cook ve Alicia Hodge, kaygıyı fark edilmeden güçlendiren alışkanlıklara dikkat çekti. Uzmanlar, kaygıyla baş etmede tek tip bir yaklaşım olmadığını, kullanılan yöntemlerin yalnızca anlık rahatlama değil, uzun vadeli fayda sağlaması gerektiğini vurguladı. İşte kaygıyı fark edilmeden güçlendiren 5 alışkanlık:

1. Kaygı hissedildiği anda planları iptal etmek

Bazı durumlarda evde kalmak doğru bir tercih olabilir. Ancak her kaygı hissinde planların iptal edilmesi, beynin kaçınmayı “güvenli” olarak öğrenmesine neden oluyor. Uzmanlara göre bu durum, çoğu zaman öz bakım olarak görülse de aslında klasik bir kaçınma davranışı haline gelebiliyor. Rahatsızlık veren her durumdan uzaklaşmak, kaygının etkisini artırabiliyor.

2. İnternetten sürekli yanıt aramak

Gece geç saatlerde belirtileri araştırmak ya da gelen bir mesajı sürekli analiz etmek, üretken bir çaba gibi algılanabiliyor. Ancak bu davranış, kaygıyı daha da artırabiliyor. Uzmanlar, sürekli bilgi aramanın kişiyi daha tetikte ve hassas hale getirdiğini belirtiyor. Kesinlik arayışı çoğu zaman daha fazla belirsizlik ve kaygı doğurabiliyor.

3. Sürekli güvence arayıp kabul etmemek

Arkadaşlarla konuşmak bazı durumlarda faydalı olabilir. Ancak sürekli olarak istenen tek bir yanıtı almak için sorular yöneltmek, sağlıklı bir iletişimden uzaklaşıyor. Uzmanlara göre bu döngü, hem kişiyi hem de çevresini yıpratabiliyor. Ayrıca alınan güvencenin etkisi genellikle kısa sürede ortadan kalkıyor.

4. Tek bir şeyin her şeyi düzelteceğine inanmak

Terfi almak, bir mesajın yanıtlanması ya da belirli bir sonuca ulaşmak gibi hedeflerin tüm kaygıyı ortadan kaldıracağı düşüncesi yaygın olabiliyor. Ancak bu yaklaşım, kaygıya ulaşılması gereken bir “bitiş çizgisi” kazandırıyor. Uzmanlar, hayatın bu şekilde işlemediğini ve zihinsel süreçlerin tek bir gelişmeyle tamamen değişmeyeceğini ifade ediyor.

5. Tamamen ortadan kaldırmayı beklemek

Meditasyon yapmak, terapiye gitmek veya kişisel gelişim çalışmaları yürütmek kaygıyı yönetmede etkili olabilir. Ancak buna rağmen kaygının tamamen ortadan kalkmaması, kişilerde hayal kırıklığı yaratabiliyor. Uzmanlar, kaygının tamamen yok edilmesinin gerçekçi bir hedef olmadığını, önemli olanın kaygıyla birlikte anlamlı bir yaşam sürdürebilmek olduğunu belirtiyor.

Kaynak:Gazeteoksijen

Related Posts

Metabolik Tehdit: Kötü Kolesterolümüz Neden Kontrolsüzce Yükseliyor?

Türkiye genelinde kötü kolesterol (LDL) artışının temelinde genetik faktörler ve hatalı yaşam tarzı tercihleri yatıyor. Toplum genelinde kötü kolesterol (LDL) ve bir diğer kritik kan yağı olan trigliserit seviyelerinin yüksek,…

Zayıflama İğnesi Sonrası Kilo Artışına Karşı Yeni Hap Geliştirildi: İştahı Baskılıyor

Yeni geliştirilen orforglipron adlı hapın, kilo verme iğnelerini bırakan kişilerin yeniden kilo almasını büyük ölçüde engellediği açıklandı. Uzmanlar, ilacın obezite tedavisinde uzun süreli kullanımının gündeme gelebileceğini belirtiyor Kilo verme iğnelerini…