Dermatoloji uzmanları, güneş koruyucu pazarında giderek yayılan ‘yüksek faktör’ yanılgısına karşı kamuoyunu uyardı. Klinik verilere göre SPF 30 ve üzeri değerlerin cilt koruması için optimum seviyeyi sağladığı açıklanırken; e-ticaret platformları gibi denetimsiz mecralardan temin edilen sahte dermokozmetik ürünlerin, hastaları yoğun bakıma kadar sürükleyen ağır doku hasarlarına yol açtığı vurgulandı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Uce Özkol, medikal onayı bulunmayan sahte ve yanlış güneş koruyucu kullanımının dermatolojik bazda son derece ciddi cilt harabiyetlerine yol açtığını belirterek, yalnızca bu tür denetimsiz ürünlerin kullanımı sebebiyle acil servise başvuran ve hastaneye yatışı gerçekleşen klinik vakalarla karşılaştıklarını kamuoyuyla paylaştı.
Tıbbi uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özkol, güneş koruyucu bariyer seçimi yapılırken mutlak surette klinik testlerden geçmiş dermokozmetik markaların ve uzman dermatologların reçete ettiği ürünlerin tercih edilmesi gerektiğinin altını çizerken; söz konusu koruyucuların tedarik zincirinde güvenilirliğin sağlanması adına yalnızca yetkili eczanelerden satın alınmasını tavsiye ettiklerini belirtti.
Özellikle son dönemde pazar payı giderek artan çok sayıda merdiven altı sahte ürünün tüketiciye ulaştığını vurgulayan Özkol, içeriği bilinmeyen bu kimyasal bileşenleri kullanan hastalarda telafisi zor akut cilt reaksiyonlarının ve alerjik doku lezyonlarının dramatik bir şekilde artış gösterdiğini ifade etti.
Herhangi bir güneş koruyucu ajan kullanılmadığı takdirde organizmada erken hücresel yaşlanma (foto-yaşlanma) ve kalıcı doku lekelenmesi şikayetlerinin hızla zirveye çıktığını dile getiren Prof. Dr. Özkol, “Yaz mevsimine girdiğimiz şu günlerde, özellikle ultraviyole (UV) ışınlarının en dik açıyla yeryüzüne ulaştığı 10.00 ile 15.00 saatleri arasında tıbbi bir zorunluluk yoksa doğrudan güneş radyasyonu altında kalmamalıyız. Eğer kalınacaksa da standartlara uygun bir koruyucu bariyer kullanılması şarttır. Geçtiğimiz yıl hiçbir farmakolojik denetimi olmayan aktarlardan veya dijital platformlardan temin edilen, uzman onayı taşımayan kozmetik bileşenler yüzünden ağır klinik krizler yaşadık. O kadar ki, bazı hastalarımızı gelişen ağır reaksiyonlar sebebiyle yoğun bakım ünitelerinde entübe halde tedavi etmek zorunda kaldık. Bu hastaların ciltlerinde oluşan kalıcı nekroz ve lekelerin tıbbi tedavisi halen devam etmektedir.” şeklinde konuştu.
E-Ticaret Tuzağı: Denetimsiz Tedarik Kanallarından Uzak Durulmalı
Güneş bariyerlerinin, cilt dokusunun hücresel bütünlüğünün korunmasında en kritik kalkan faktörü olduğunu detaylandıran Prof. Dr. Özkol, konuyla ilgili şu klinik uyarıları kaydetti:
“Dermokozmetik ihtiyaçlarımızı eczane güvencesiyle karşılamalı ve alanında uzman hekimlerin reçete ettiği tıbbi kremleri tercih etmeliyiz. Farmasötik denetimi bulunmayan aktar tezgahlarından veya e-ticaret sitelerinden sipariş edilen kaynağı belirsiz ürünlerle cildimizi ölümcül bir riske atmamalıyız. Klinik verilere göre SPF (Güneş Koruma Faktörü) 30 ve üzerindeki tüm ürünler, sağlıklı bir doku için yeterli bariyer korumasını sağlamaktadır. Bu nedenle 90 ya da 100 faktör gibi ultra yüksek ve yanıltıcı değerlerin peşine düşmenin tıbben bir karşılığı yoktur. Güneş kremi alınırken dermatolojik cilt tipine uyumlu ajanlar seçilmeli ve bu konuda dermatoloğun yönergeleri dikkate alınmalıdır. Tüketiciler olarak daha ucuz bir ürün maliyeti peşinde koşarken, çok daha büyük sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirsiniz. Nitekim şu an servisimizde tedavi gören 2-3 hastamız, oluşan ağır toksik tabloyu geri çevirebilmek adına ‘izotretinoin’ ve ‘asitretin’ gibi son derece güçlü ilaçlar kullanmak zorunda kalmıştır.”
Merdiven altı ve kimyasal profili yanlış ürünlerin hücresel bazdaki yıkıcı zararlarına da değinen uzman isim, hem güneş kalkanı hem de leke tedavisi ajanlarının sadece bir dermatoloğun kontrolünde sürece dahil edilmesi gerektiğini belirterek, “Kozmetik açıdan küçük bir leke probleminden kurtulmaya çalışırken, tüm vücuda yayılan ciddi ve kalıcı lezyonlarla mücadele etmek durumunda kalabiliyoruz. Doktorunuzun bizzat önermediği ürünü kullanmayın. Komşudan, aktardan ya da güvenliği teyit edilmemiş internet sitelerinden alınan kremlerden kesinlikle uzak duralım. Cilt, bizim en değerli organik giysimizdir. Günümüzde sosyal medyanın yönlendirici etkisiyle cilt bakım ürünlerine olan talep ne yazık ki oldukça kontrolsüz bir şekilde artmıştır.” diyerek sözlerini tamamladı.
KARDEŞ HABER





