İstanbul’da kış aylarında beklenen kar ve yağışların gerçekleşmemesi, su kaynaklarında ciddi bir düşüşe yol açtı. Baraj doluluk oranlarının yaklaşık yüzde 40 seviyesinde kalması, yaz aylarına girerken su arzı açısından risk oluşturuyor.
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, Marmara Bölgesi genelinde baraj doluluk oranlarının mevsim normallerinin altında seyrettiğini belirtti. İstanbul’da ocak ayı itibarıyla doluluk oranlarının en az yüzde 60 olması gerektiğini vurgulayan Albay, ideal seviyenin yüzde 70–80 aralığı olduğunu ifade etti.
Yaz Ayları Öncesi Kritik Eşik: Haziran
Uzmanlara göre haziran ayına girerken baraj doluluk oranının en az yüzde 70’in üzerinde olması gerekiyor. Bu seviyeye ulaşılamaması durumunda, geçmiş yıllarda sonbaharda yaşanan su sıkıntılarının artık ağustos ayında görülmesi ihtimali bulunuyor. İstanbul’da günlük su tüketiminin 3 milyon metreküpü aştığına dikkat çekilirken, yaz aylarında hem tüketimin artması hem de buharlaşmanın hızlanması risk faktörünü büyütüyor.
Albay, iklim değişikliğinin etkisiyle buharlaşmanın su bütçesi üzerindeki rolünün arttığını belirterek, geçmişte ikincil bir unsur olarak değerlendirilen buharlaşmanın artık barajlardaki su kaybında önemli bir etken haline geldiğini söyledi. Yüksek sıcaklıklar nedeniyle depolanan suyun önemli bir kısmı atmosfere geri dönüyor.
Melen Çayı Tek Başına Yeterli Değil
İstanbul’un önemli su kaynaklarından biri olan Melen Çayı, sisteme ciddi katkı sağlasa da tek başına yeterli görülmüyor. Uzmanlara göre kuraklığın iki yıl üst üste devam etmesi durumunda Melen’in debisinde de düşüş yaşanabilir. Bu da İstanbul’un su arz güvenliğini daha kırılgan hale getirebilir.
Marmara Bölgesi’nin Türkiye’nin toplam su varlığının yalnızca yüzde 4’üne sahip olmasına karşın, nüfusun yaklaşık yüzde 29’unu barındırdığına dikkat çekiliyor. Nüfus yoğunluğu ve sanayi faaliyetlerinin mevcut su kapasitesine göre yeniden planlanması gerektiği vurgulanıyor.
Sapanca ve İznik Göllerinde Endişe Verici Gelişmeler
Kuraklık ve yoğun su kullanımı, bölgedeki doğal gölleri de etkiliyor. Sapanca Gölü’nde su seviyesi sonbaharda 28,3 metre kotuna kadar geriledi. Son yağışlarla birlikte 28,8 metre kotuna yükselse de uzmanlar bu seviyenin ekosistem açısından alarm verici olduğunu belirtiyor. Göldeki birkaç santimetrelik düşüşün dahi milyonlarca metreküp su kaybına karşılık geldiği ifade ediliyor.
Benzer şekilde İznik Gölü’nde de yüzlerce metreyi bulan çekilmeler yaşandığı bildiriliyor. Göl suyunun sanayi amaçlı kullanımı, ekosistem üzerindeki baskıyı artıran önemli unsurlar arasında gösteriliyor.
Çözüm Önerileri
Uzmanlar, su krizine karşı gri su kullanımının yaygınlaştırılması ve su verimliliğini artıracak politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. Baraj doluluk oranları yüksek olsa bile suyun tasarruflu kullanılması gerektiği vurgulanıyor.
İstanbul’da mevcut tablo, iklim değişikliği, nüfus artışı ve su yönetimi politikalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki bahar aylarında alınacak yağış miktarı, yaz döneminin ne kadar rahat geçirileceğini belirleyecek en önemli faktör olarak görülüyor.
Kaynak:Sondakika.com






