Yatırım Yoluyla Vatandaşlıkta 2026 Tablosu: En Kolay Süreç Hangi Ülkelerde?
Küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve artan hareket özgürlüğü arayışı, ikinci pasaporta yönelik talebi son yıllarda belirgin biçimde artırdı. ABD merkezli yayın kuruluşu International Living, 2026 yılına ilişkin yatırım yoluyla vatandaşlık (CBI) programlarını mercek altına aldığı raporunu yayımladı. Raporda, başvuru şartlarının birçok ülkede sıkılaştığı ancak süreçlerin daha şeffaf ve denetlenebilir hâle geldiği vurgulandı.
International Living İcra Editörü Jennifer Stevens, ikinci pasaportun yatırım, seyahat ve uzun süreli yurt dışı planları açısından önemli bir esneklik sağladığını belirtti. Forbes’un aktardığına göre ise yatırım yoluyla vatandaşlık programlarına yönelik ilgi son dönemde kayda değer ölçüde arttı. Küresel çeşitlendirme uzmanı Ted Baumann, yılın başından bu yana kendisine ulaşan başvuru taleplerinin üç ila dört kat yükseldiğini ifade etti.
“Pasaport satın almak” ne anlama geliyor?
Uzmanlara göre kamuoyunda sıkça kullanılan “pasaport satın almak” ifadesi teknik olarak doğru değil. Yasal çerçevede bir pasaportun doğrudan satın alınması mümkün değil; öncelikle ilgili ülkenin vatandaşlığının kazanılması gerekiyor. Çoğu ülke yatırım karşılığı vatandaşlık sunmazken, sınırlı sayıdaki devlet resmî ve yasal programlar yürütüyor. Bu programlar genellikle devlet fonuna bağış, onaylı gayrimenkul alımı, banka mevduatı ya da belirli ekonomik yatırımlar karşılığında vatandaşlık hakkı tanıyor.
2026’da yatırım yoluyla en kolay vatandaşlık sunan ülkeler
Raporda yer alan 11 ülke arasında özellikle Karayipler bölgesi, hızlı ve görece düşük maliyetli süreçleriyle öne çıkıyor.
Karayipler
Saint Kitts ve Nevis
1984’te modern CBI modelini başlatan ülke olarak biliniyor. 250 bin dolar tutarında devlet bağışı ya da 325 bin dolarlık onaylı gayrimenkul yatırımı gerekiyor. Gayrimenkulün en az yedi yıl elde tutulması şartı bulunuyor. Oturum zorunluluğu yok.
Antigua ve Barbuda
230 bin dolar bağış veya 300 bin dolar değerinde gayrimenkul yatırımı talep ediliyor. İlk beş yıl içinde en az beş gün ülkede bulunma şartı var.
Dominika
En uygun maliyetli seçeneklerden biri olarak gösteriliyor. Minimum 200 bin dolar katkı payı ya da yatırım isteniyor. Oturum şartı bulunmuyor.
Grenada
235 bin dolar bağış veya yatırım karşılığında vatandaşlık veriyor. Ayrıca ABD E-2 yatırımcı vizesine başvuru imkânı sağlamasıyla dikkat çekiyor.
Saint Lucia
240 bin dolar bağış ya da 300 bin dolar tutarında gayrimenkul yatırımı gerekiyor. Oturum zorunluluğu yok.
Avrupa
Kuzey Makedonya
Yaklaşık 200 bin eurodan başlayan yatırımlarla vatandaşlık imkânı sunuyor. Yatırımın en az üç yıl elde tutulması gerekiyor. Avrupa Birliği üyesi değil.
Türkiye
400 bin dolar değerinde gayrimenkul alımı ya da 500 bin dolar tutarında banka mevduatı veya yatırım şartı aranıyor. Varlıkların genellikle en az üç yıl elde tutulması gerekiyor.
Orta Doğu ve Afrika
Mısır
100 bin dolar bağış ya da üç yıl süreyle tutulacak 500 bin dolarlık banka mevduatı karşılığında vatandaşlık veriyor. Program, piyasadaki görece yeni uygulamalardan biri olarak değerlendiriliyor.
Ürdün
Yaklaşık 1,4 milyon dolarlık nitelikli yatırım şartı bulunuyor. Daha çok yüksek gelir grubuna hitap eden bir program niteliği taşıyor.
Asya ve Pasifik
Kamboçya
Yaklaşık 245 bin dolar bağış veya onaylı yatırım yoluyla vatandaşlık imkânı sunuyor.
Vanuatu
Yaklaşık 130 bin dolardan başlayan programıyla en hızlı vatandaşlık veren ülkeler arasında gösteriliyor. Ancak ülke, son dönemde vizesiz seyahat anlaşmaları konusunda uluslararası baskılarla karşı karşıya bulunuyor.
Talep artıyor, denetimler sıkılaşıyor
Uzmanlar, ikinci pasaport talebindeki artışın küresel ekonomik belirsizlikler, vergi planlaması, seyahat özgürlüğü ve güvenlik kaygıları gibi nedenlerle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, uluslararası kuruluşların kara para aklama ve güvenlik risklerine ilişkin baskıları nedeniyle birçok ülkenin başvuru süreçlerini daha ayrıntılı incelemeye başladığı ifade ediliyor.
Rapora göre yatırım yoluyla vatandaşlık programları, hem bireyler hem de bu programları sunan ülkeler için ekonomik bir araç olarak görülmeye devam ediyor. Ancak artan talep, şeffaflık ve denetim konularını da daha fazla gündeme taşıyor.
Kaynak: http://gazeteoksijen.com





