Çocuk yoksulluğu halk sağlığını tehdit ediyor

Eğitim Sen Aydın Şubesi’nin düzenlediği panelde uzmanlar, çocuk yoksulluğunun anne karnından başlayarak sağlık, eğitim ve toplumsal yaşam üzerinde kalıcı etkiler yarattığını vurguladı.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Aydın Şubesi, 28 Şubat 2026 Cumartesi günü Nevzat Biçer Konferans Salonu’nda “Halk Sağlığı Bağlamında Derinleşen Çocuk Yoksulluğu” başlıklı bir panel düzenledi. Saat 14.00’te başlayan etkinlikte, çocuk yoksulluğunun sağlık, eğitim ve toplumsal boyutları çok yönlü biçimde ele alındı.

Moderatörlüğünü Prof. Dr. Sinan Adıyaman’ın yaptığı panelde; Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Münevver Kaynak Türkmen ile Eğitim Sen 11. Dönem Merkez Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Necla Kurul konuşmacı olarak yer aldı.

Çocuk yoksulluğu halk sağlığı sorunu

Prof. Dr. Münevver Kaynak Türkmen, sunumunda çocuk yoksulluğunu halk sağlığı perspektifinden değerlendirdi. Yoksulluğun çocukluk döneminde sınıfsal ayrışmayı derinleştirdiğini belirten Türkmen, eşitsizliğin yaşamın erken evrelerinde başladığını vurguladı. Piyasalaşan sağlık sisteminin çocuklar üzerindeki etkilerine değinen Türkmen, çocuk yoksulluğunun yalnızca sosyal bir mesele değil, doğrudan hastalık üreten bir süreç olduğuna dikkat çekti.

Çocuk sağlığı, yenidoğan sağlığı ve çocuk hastalıkları üzerinden yoksulluğun kuşaklar arası aktarımını örneklerle açıklayan Türkmen, dijital bağımlılık ve sosyal medyanın çocukların gelişimi üzerindeki etkilerine de işaret etti. Konuşmasının sonunda “Çocukluğu yeniden konuşuyorsak bu bir alarmdır” diyen Türkmen, çocuk yoksulluğuna karşı mücadelenin kolektif bir hak olduğunu ve bu hakkın savunulmasının politik bir mücadeleyi gerektirdiğini ifade etti.

Yoksulluğun tarihsel ve kavramsal çerçevesi

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ise konuşmasında yoksulluğun tanımı ve tarihsel gelişimine odaklandı. Yoksulluğun sözlük anlamının “geçimini güçlükle sağlayan kimse” olduğunu hatırlatan Hamzaoğlu, kavramın genel olarak sefalet ve maddi yetersizlik durumunu ifade ettiğini belirtti. Yoksulluğun gereksinimlerle bağlantılı maddi bir olgu olduğunun altını çizdi.

  1. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başındaki ekonomik krizler ve savaş dönemlerinde burjuvazinin yoksulluğu yardım programları aracılığıyla ele aldığını aktaran Hamzaoğlu, bu süreçte “yoksulluk evrenseldir” anlayışının yaygınlaştırıldığını söyledi. 1980’li yıllarla birlikte yoksulluk kavramının yeniden gündeme geldiğini belirten Hamzaoğlu, Dünya Bankası’nın 1990 tarihli raporunda yoksulluğun “minimal yaşam standardına ulaşamama” olarak tanımlandığını hatırlattı.

Hamzaoğlu, yoksulluğun ölçümünde kullanılan “yoksulluk sınırı” yaklaşımına değinerek, günlük minimum kalori alım maliyetinin bu sınırın belirlenmesinde temel alındığını ifade etti. Yoksulluğu; mutlak, göreli ve öznel olmak üzere üç başlıkta sınıflandırdı. Yoksulluğun bireysel bir yetersizlik değil, üretim ilişkilerinin sonucu olduğunu savunan Hamzaoğlu, kalıcı çözümün yalnızca bölüşüm politikalarında değil, üretim araçlarının mülkiyetine ilişkin düzenlemelerde aranması gerektiğini dile getirdi.

Sağlıklı bir yaşam için önceliğin sağlık hizmetlerinden önce beslenme, temiz suya erişim, barınma, sağlıklı çevre koşulları, eğitim ve sosyal-kültürel yaşam olduğunu belirten Hamzaoğlu, sağlık hizmetlerinin eşit ve gereksinime dayalı biçimde sunulmasının ancak toplumsal olanakların adil paylaşımıyla mümkün olacağını söyledi. Yoksulluğun anne karnında başlayarak kuşaklar boyunca aktarıldığını vurgulayan Hamzaoğlu, konuşmasını Karl Marx’ın Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı adlı eserinden yaptığı alıntıyla tamamladı.

Eğitimde sınıfsal ayrışma vurgusu

Prof. Dr. Necla Kurul ise konuşmasında eğitim alanındaki yoksullaşmaya dikkat çekti. Eğitim emekçilerinin okullarda yürüttüğü çalışmalar ile Aydın Eğitim Sen Şubesi’nin öğretmenlerle yaptığı görüşmelerden elde edilen bulguları paylaşan Kurul, sınıflarda çocukların yoksulluk durumunun giderek daha görünür hale geldiğini söyledi.

Sosyal devlet anlayışının zayıfladığını ifade eden Kurul, kentlerde okulların sınıfsal olarak ayrıştığını ve bu durumun eğitimde eşitsizliği derinleştirdiğini belirtti. Aydın’daki okullarda da yoksulluğun sınıflarda belirgin biçimde hissedildiğini dile getiren Kurul, çocukların açlığının artık açık bir politik mesele haline geldiğini vurguladı. Çözümün ise daha güçlü ve örgütlü bir toplumsal mücadeleden geçtiğini ifade etti.

Panel, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.

Haberin girildiği tarih ve saat 01/03/2026 18:35

Kaynak: http://evrensel.net

Related Posts

Uzun Ömür Sürmede 37 Gizli Protein Açıklandı

Cenevre Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada,100 yaşını geçen bireylerde yapılan çalışmalarda bireylerin kanında,gençlerle ortak protein gözlemlendi. İnsanlık yaşamı boyunca,en eski sorunlardan biri olan uzun yaşamanın sırrı genetik uzmanlığın yardımıyla gün yüzüne…

Ameliyat Tartışması Sosyal Medyada Gündem Oldu: Kaynananın Mesajlarına Tepki Yağdı

Yeni evli bir kadın ile kaynanası arasında geçtiği öne sürülen WhatsApp yazışmaları, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Paylaşılan mesajlarda, genç kadının sağlık durumu üzerinden evliliğinin sorgulanması kamuoyunda tartışma yarattı. İddiaya…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir