İstanbul’da bir devlet okulunda görev yapan öğretmen D.S., bir öğrencisinin yaşadığı zorlukları fark ederek ailesiyle konuştu ve çocuğun bir çocuk psikiyatristinden destek almasını önerdi. Bu tavsiyesinin eğitimsel bir rehberlik amacı taşımasına rağmen öğrenci velisi tarafından sert bir şekilde karşılık buldu.
Veli, öğretmeni telefon ve mesaj yoluyla tehdit etmeye başladı; “Okuldan seni göndereceğim”, “Gerekirse her şeyi yaparım” gibi ifadelerle baskı uyguladı. Ayrıca sosyal medya ve WhatsApp hikayelerinde öğretmene hakaretler ve ağır söylemler içeren paylaşımlar yaptı. Bu paylaşımlarda öğretmene “şeytan suratlı” ve “insan müsveddesi” gibi sözler de yer aldı.
Sözlü taciz kısa sürede fiili eyleme dönüştü. Öğretmen D.S., okul çıkışı aracının yanına gittiğinde park halindeki otomobilinin lastiğinin kesildiğini fark etti. Bunun üzerine durumu hemen polis ekiplerine bildirdi; güvenlik kamerası görüntüleri ve tehdit mesajlarını delil olarak sundu.
Ancak adli süreç öğretmeni hayal kırıklığına uğrattı. Toplanan somut delillere rağmen savcılık “takipsizlik” kararı verdi ve olayla ilgili kovuşturma yapılmayacağına hükmetti. Öğretmenin itirazı da reddedildi ve süreçte ortaya çıkan mahkeme masrafları öğretmene yüklendi.
Olay, eğitim camiasında öğretmenlerin mesleki sorumluluklarını yerine getirirken karşılaştıkları riskler ve veli-öğretmen ilişkilerindeki gerilimler konusunda yeni tartışmalar başlattı.







