Yaş ilerledikçe birçok kişinin uyku düzeninde belirgin değişiklikler meydana geliyor. Gençlik yıllarında uzun ve kesintisiz uyuyan pek çok kişi, ilerleyen yaşlarda sabahın erken saatlerinde uyanmaya başladığını fark ediyor. Uzmanlar, bu durumun tesadüf olmadığını ve vücudun biyolojik yapısında meydana gelen değişimlerle doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.Uyku alanında çalışan uzmanlardan Katharina Lederle, yaşlanmayla birlikte vücudun uyku-uyanıklık döngüsünün doğal olarak değiştiğini ifade ediyor. London General Practice bünyesinde görev yapan Lederle’ye göre, bu durumun temelinde biyolojik saatten hormonal değişimlere kadar uzanan birçok faktör bulunuyor.Biyolojik saat erkene kayıyorİnsan vücudunun günlük ritmini belirleyen ve uyku düzenini yöneten mekanizma Sirkadiyen ritim olarak adlandırılıyor. Uzmanlara göre yaş ilerledikçe bu ritimde “faz ilerlemesi” olarak bilinen bir değişim yaşanıyor. Bu süreçte vücudun biyolojik saati tamamen değişmese de, uyku ve uyanıklık zamanları daha erken saatlere kayıyor. Bu nedenle yaşlı bireyler akşam saatlerinde daha erken uyku hissi yaşayabiliyor. Bunun doğal sonucu olarak da sabahları güneş doğmadan uyanmak daha sık görülüyor. Uzmanlar, bu durumun yaşlanmanın doğal bir parçası olduğunu ve birçok kişide ortaya çıktığını vurguluyor. Melatonin seviyesindeki düşüş etkili oluyor. Uyku düzenini etkileyen en önemli faktörlerden biri de hormonlardır. Uykuya geçişte önemli rol oynayan ve beyindeki Epifiz bezi tarafından salgılanan Melatonin hormonu, yaş ilerledikçe daha az üretilebiliyor.Melatonin seviyesinin düşmesi, uykunun derinliğini azaltabiliyor. Bu durum yaşlı bireylerin daha hafif uyumasına ve çevredeki ses ya da ışık gibi dış etkenlere karşı daha duyarlı hale gelmesine neden olabiliyor. Sonuç olarak kişi geceleri daha kolay uyanabiliyor ve yeniden uykuya dalmakta zorlanabiliyor.Kronik hastalıklar da uyku düzenini etkiliyor. Uzmanlara göre yaşlanmayla birlikte artan bazı sağlık sorunları da uyku kalitesini doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle eklem ağrılarıyla seyreden Artrit gibi rahatsızlıklar gece boyunca rahat bir uyku uyumayı zorlaştırabiliyor.Bunun yanı sıra erkeklerde sık görülen Noktüri yani gece sık idrara çıkma ihtiyacı da uykunun bölünmesine yol açabiliyor. Kadınlarda ise menopoz sonrası dönemde bazı uyku sorunlarının daha sık görülmesi mümkün olabiliyor. Ayrıca bazı kronik hastalıklar için kullanılan ilaçların yan etkileri de uyku düzenini olumsuz etkileyebiliyor. Erken uyanma her zaman sorun değil. Uzmanlar, sabah erken uyanmanın her zaman bir sağlık problemi anlamına gelmediğini belirtiyor. Eğer kişi gün içinde kendini dinlenmiş hissediyorsa ve uyku eksikliği yaşamıyorsa, bu durum genellikle normal kabul ediliyor.Uyku saatini biraz daha ileri almak isteyen kişiler için ise bazı yöntemler öneriliyor. Bunlardan biri “zamanlanmış ışık maruziyeti” olarak bilinen yöntem. Günün belirli saatlerinde ışığa maruz kalmak, vücudun biyolojik saatini bir miktar geriye çekerek uyku saatinin daha geç başlamasına yardımcı olabiliyor.Uzmanlar ayrıca düzenli uyku saatleri oluşturmanın, akşam saatlerinde yoğun ışık ve ekran kullanımını azaltmanın ve gün içinde yeterli fiziksel aktivite yapmanın da uyku kalitesini artırabileceğini belirtiyor. Bu tür basit alışkanlıklar, yaşla birlikte değişen uyku düzenini daha dengeli hale getirmede önemli rol oynayabiliyor.
Haberin girildiği tarih ve saat 10.03.2026 23:18
Kaynak:http://cumhuriyet.com.tr






