Kalp ve böbrek sağlığını tehdit eden zararlı madde, beklenmedik ürünlerde de tespit edildi.

Modern yaşamın hızına ayak uydururken beslenme alışkanlıkları da giderek değişiyor. Hazır ve işlenmiş gıdaların günlük yaşamda daha fazla yer almasıyla birlikte, farkında olmadan tüketilen tuz miktarı da artıyor. Fazla tuz tüketimi yalnızca sofradaki lezzeti değil, uzun vadede sağlığımızı da doğrudan etkiliyor.

Yoğun tuz tüketimi ilk olarak kalp-damar sistemi ve böbrekleri etkiliyor. Özellikle aralıklı tansiyon yükselmeleri ve bacaklarda şişlik oluşması, aşırı tuz tüketiminin ardından görülebilen ilk değişiklikler arasında yer alıyor.

Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin yaklaşık 5 gram yani bir çay kaşığı ile sınırlandırılmasını öneriyor. Ancak günümüzde birçok kişi farkında olmadan bu miktarın 2-3 katını tüketiyor. 

Türkiye’nin de tuzu seven bir toplum olduğunu biliyoruz. Bu nedenle ülkemizde günlük tuz tüketimi ortalama 15-19 gram seviyelerine kadar çıkabiliyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, fazla tuz tüketiminin yedi zararını anlattı, ‘gizli tuz’a dikkat çekti.

Fazla tuz böbrekleri zorlayıp ödem oluşturabiliyor

Fazla tuz tüketimi vücutta sodyum birikimine yol açıyor. Sodyum suyu tutma eğilimindedir. Bu durum damar dışına sıvı geçişini artırarak dokular arasında su birikmesine neden olur.

Böbrekler fazla sodyumu atmakta zorlandığında ise vücut dengeyi sağlamak için daha fazla su tutar. Sonuç olarak özellikle ayaklar, bilekler, bacaklar ve yüzde şişlik yani ödem ortaya çıkar.

Gizli tuz”a dikkat 

Gizli tuz, yemeklere eklenen tuz dışında gıdaların doğal yapısında veya işlenme sürecinde bulunan tuzdur. Ekmek, peynir, zeytin, hazır çorbalar, soslar, cipsler, salçalar, kuruyemişler, turşu ve salamura gıdalar, işlenmiş et ve şarküteri ürünleri ile paketli ürünler en önemli gizli tuz kaynaklardır.

Bu nedenle kişi bu ve benzeri besinlere tuz eklemediğini düşünse bile günlük alım farkında olmadan yükselir. Bu nedenle öncelikle gizli tuz kaynaklarının farkına varmak gerekir. Paketli ve işlenmiş gıdaların tüketimini azaltmak, ve dikkatli kullanmak önemli bir adımdır.

Kaynak:Hürriyet

  • Related Posts

    Metabolik Tehdit: Kötü Kolesterolümüz Neden Kontrolsüzce Yükseliyor?

    Türkiye genelinde kötü kolesterol (LDL) artışının temelinde genetik faktörler ve hatalı yaşam tarzı tercihleri yatıyor. Toplum genelinde kötü kolesterol (LDL) ve bir diğer kritik kan yağı olan trigliserit seviyelerinin yüksek,…

    Zayıflama İğnesi Sonrası Kilo Artışına Karşı Yeni Hap Geliştirildi: İştahı Baskılıyor

    Yeni geliştirilen orforglipron adlı hapın, kilo verme iğnelerini bırakan kişilerin yeniden kilo almasını büyük ölçüde engellediği açıklandı. Uzmanlar, ilacın obezite tedavisinde uzun süreli kullanımının gündeme gelebileceğini belirtiyor Kilo verme iğnelerini…