Bilim insanları tarafından yürütülen yeni bir araştırma, insanların en yakın akrabaları olan şempanzeler ve bonoboların da insanlara benzer sosyal ilişkiler kurduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre bu türler, tıpkı insanlar gibi yakın dostlardan oluşan küçük bir çevre ile daha geniş ancak daha zayıf bağlara sahip sosyal ağlar oluşturuyor.
Araştırmacılar, 24 farklı şempanze ve bonobo grubunda gözlemlenen tımar davranışlarını inceleyerek bireyler arasındaki sosyal bağları analiz etti. Elde edilen veriler, kuyruksuz maymunların sosyal zamanlarının büyük bölümünü belirli bireylerle geçirdiğini, bunun yanında daha geniş bir çevreyle de ilişkilerini sürdürdüğünü gösterdi.
Sosyal Ağ Yapıları İnsanlarla Benzerlik Gösteriyor
Araştırmada kullanılan matematiksel modeller, şempanze ve bonoboların sosyal ilişkilerini katmanlı bir şekilde organize ettiğini ortaya koydu. Bu yapı, insanların yakın arkadaşlar ve aile üyelerinden oluşan çekirdek çevreleriyle kurduğu ilişki modeline benzerlik gösteriyor.
Bilim insanları ayrıca grup büyüklüğü arttıkça bireylerin sosyal ilişkilerinde daha seçici davrandığını belirledi. Bu durumun insan topluluklarında da görülen bir özellik olduğu ifade edildi.
Şempanzeler Daha Seçici, Bonobolar Daha Eşitlikçi
Araştırma sonuçları iki tür arasında önemli farklılıklar bulunduğunu da ortaya çıkardı. Bonoboların sosyal ilişkilerini grup üyeleri arasında daha dengeli dağıttığı ve daha eşitlikçi bir sosyal yapı oluşturduğu gözlemlendi.
Şempanzelerin ise sosyal enerjilerini daha az sayıda bireye yönelttiği ve güçlü bağlarını belirli partnerler üzerinde yoğunlaştırdığı tespit edildi.
Yaşlanma Sosyal Tercihleri Etkiliyor
Araştırmacılar, yaşlanan şempanzelerin zamanla daha seçici hale geldiğini ve daha az sayıda bireyle yakın ilişki kurmayı tercih ettiğini belirledi. Bu eğilim, yaş ilerledikçe sosyal çevresini daraltan insanlarla benzerlik taşıyor.
Bonobolarda ise yaşlanmaya bağlı olarak sosyal çevrenin daraldığına dair belirgin bir bulguya rastlanmadı.
Evrimsel Sürece Işık Tutuyor
Çalışmanın baş yazarı Edwin van Leeuwen, elde edilen bulguların sosyal ilişkilerin kurulması ve sürdürülmesinde kullanılan temel prensiplerin yalnızca insanlara özgü olmadığını gösterdiğini söyledi.
Araştırmacılara göre çalışma, karmaşık sosyal yapıların evrimi hakkında yeni bilgiler sunarken, iş birliği, sosyal öğrenme ve duygusal gelişim gibi konuların daha iyi anlaşılmasına da katkı sağlayabilir.
Kaynak ARKEOFİLİ





