Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni iptal edildi. Kararın dayanağı olarak, üniversitenin kurucu vakfına kayyım atanması ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11’inci maddesi gösterildi. Gelişme, yükseköğretim çevrelerinde ve öğrenciler arasında geniş yankı uyandırdı.
Üniversitenin faaliyet ruhsatı resmen kaldırıldı
Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan karar doğrultusunda İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyetlerine son verildi. Kararda, üniversitenin bağlı bulunduğu vakıf yönetimine kayyım atanmış olması nedeniyle faaliyet izninin kaldırıldığı belirtildi.
Süreç, 2025 yılının Eylül ayında başlatılan soruşturmayla birlikte gündeme gelmişti. Soruşturma kapsamında üniversitenin bağlı bulunduğu Can Holding’e Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyım atanmıştı.
Yargı sürecinin ardından üniversitenin kurucu vakfı olan Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı’nın mevcut yönetimi görevden alınmış, yerine aralarında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyelerinin de bulunduğu yeni bir kayyım heyeti görevlendirilmişti.

Süreç nasıl başladı?
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Can Holding bünyesindeki şirketlere yönelik çeşitli işlemler uygulanmıştı. Bu kapsamda holding şirketlerine el konulurken, üniversite yönetimi de doğrudan soruşturma sürecinin parçası haline geldi.
Kayyım atamasının ardından üniversitenin idari ve mali yapısına ilişkin incelemeler başlatılmış, daha sonra Cumhurbaşkanlığı kararıyla faaliyet izninin kaldırılması yönünde adım atılmıştı.
Kararın ardından öğrenciler, akademisyenler ve mezunlar arasında üniversitenin geleceği ile ilgili belirsizlikler gündeme geldi.
2547 sayılı Kanun’un Ek 11’inci maddesi neyi düzenliyor?
Kararda dayanak gösterilen 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11’inci maddesi, vakıf üniversitelerine yönelik denetim ve yaptırım süreçlerini düzenliyor.
Söz konusu maddeye göre, eğitim-öğretim faaliyetlerinin yeterli seviyede yürütülmediğinin YÖK tarafından tespit edilmesi ve yapılan uyarılara rağmen eksikliklerin giderilmemesi halinde üniversitenin faaliyetleri durdurulabiliyor.
Ayrıca bu süreçte öğrencilerin mağduriyet yaşamaması için üniversitenin başka bir devlet veya vakıf üniversitesinin garantörlüğüne devredilmesi öngörülüyor. Böylece öğrencilerin eğitim hayatına kesintisiz şekilde devam etmesi amaçlanıyor.
Öğrenciler için nasıl bir süreç işleyecek?
Faaliyet izninin kaldırılması kararının ardından gözler şimdi öğrencilerin nasıl bir yol izleyeceğine çevrildi. Mevzuata göre YÖK’ün, öğrencilerin eğitim haklarını koruyacak geçiş planını belirlemesi gerekiyor.
Bu kapsamda öğrencilerin başka üniversitelere aktarılması, mevcut programların garantör üniversiteler bünyesinde sürdürülmesi ve diplomaların geçerliliğinin korunması gibi başlıkların netleştirilmesi bekleniyor.
Yetkililerin önümüzdeki günlerde konuya ilişkin detaylı açıklama yapması öngörülüyor.

Akademi dünyasında geniş yankı uyandırdı
Türkiye’nin önde gelen vakıf üniversiteleri arasında gösterilen İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında alınan karar, yükseköğretim alanında son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Özellikle öğrenciler, akademik kadro ve mezunlar açısından sürecin nasıl yönetileceği büyük önem taşırken, kamuoyunda da üniversitenin geleceğine ilişkin tartışmalar sürüyor.
HABER GİRİŞ: 22.05.2026 21:35
KAYNAK: http://tgrthaber.com






