Ramazan ayının ardından gelen bayram sofraları, özellikle şerbetli tatlılar ve şekerlemelerle birlikte birçok kişi için cazip hale geliyor. Ancak uzmanlara göre bu ani ve yoğun şeker tüketimi, vücut açısından ciddi bir biyolojik yük oluşturuyor. Beslenme Uzmanı Ekin Çevik, bayram döneminde yaşanan aşırı tatlı tüketiminin yalnızca irade eksikliğiyle açıklanamayacağını, bu durumun arkasında hormonal değişimlerin bulunduğunu belirtti.
Hormonlar İştahtaki Artışı Tetikliyor
Ramazan boyunca değişen beslenme düzeninin, bayramla birlikte farklı bir hormonal tabloya yol açtığını ifade eden Çevik, özellikle “açlık hormonu” olarak bilinen Ghrelin seviyelerinde artış, tokluk hissini sağlayan Leptin hormonunda ise düşüş yaşandığını söyledi. Bu durumun, bireylerin bayramda daha fazla açlık hissetmesine ve doyma sinyallerinin gecikmesine neden olduğu vurgulandı.
Uzmanlara göre, bu süreçte vücut adeta “enerji depola” sinyali verirken, ani şeker yüklemesi de insülin dengesini zorlayarak metabolik dalgalanmalara yol açabiliyor.
Aşırı Şeker Tüketimi Kısa ve Uzun Vadede Risk Taşıyor
Bayramda yoğun şeker tüketiminin pankreas üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Çevik, kan şekerinin hızla yükselmesiyle birlikte vücudun aşırı insülin salgıladığını ifade etti. Bu durum kısa vadede baş dönmesi, ani acıkma, halsizlik ve uyku hali gibi etkiler oluşturabiliyor.
Uzun vadede ise sürekli tekrar eden yüksek şeker alımının; insülin direnci, obezite, damar sertliği ve karaciğer yağlanması gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi. Ayrıca aşırı şekerin sindirim sistemi üzerinde de olumsuz etkiler yaratarak şişkinlik, gaz ve ishal gibi şikayetlere yol açabileceği belirtildi.
“Tatlı Tüketiminde Denge Şart”
Özellikle diyabet ve kalp hastaları için bayram döneminin daha hassas geçtiğini vurgulayan Çevik, tatlı tüketiminin mutlaka kontrollü olması gerektiğini söyledi. Tatlıların aç karnına tüketilmemesi, ana öğün sonrasında ve lif ile protein içeren gıdalarla birlikte yenmesi gerektiği ifade edildi.
Şerbetli ve hamurlu tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıların tercih edilmesi önerilirken, şekerli ve asitli içeceklerden kaçınılması gerektiği de vurgulandı.
Porsiyon Kontrolü İçin Pratik Ölçüler
Uzmanlar, tatlı tüketiminde porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekiyor. Buna göre:
- Sütlü tatlılar için küçük bir kase (bir avuç içi kadar)
- Meyveler için bir yumruk büyüklüğü
- Baklava gibi şerbetli tatlılar için ise 1-2 küçük dilim ideal porsiyon olarak öneriliyor
Bu ölçülerin aşılmaması, kan şekeri dengesinin korunmasına yardımcı oluyor.
“Sihirli Mekanizma”: Yürüyüş ve Su Tüketimi
Bayramda tüketilen tatlıların olumsuz etkilerini azaltmanın en etkili yollarından birinin fiziksel aktivite olduğunu belirten Çevik, özellikle yemeklerden 15-20 dakika sonra yapılacak hafif tempolu yürüyüşlerin önemli bir fayda sağladığını söyledi.
Bu tür bir hareketin, kasların kandaki glikozu insüline ihtiyaç duymadan kullanmasını sağladığını ifade eden Çevik, bu sayede kan şekerindeki ani yükselişlerin önüne geçildiğini ve pankreas üzerindeki yükün azaldığını belirtti. Aynı zamanda bu mekanizma, fazla enerjinin yağ olarak depolanmasını da engelliyor.
Bununla birlikte yeterli su tüketiminin de büyük önem taşıdığına dikkat çekildi. Gün boyunca 2,5 ila 3 litre su içmenin, kandaki şeker yoğunluğunu dengelemeye yardımcı olduğu ve böbreklerin yükünü hafiflettiği ifade edildi.
Bayramı Sağlıklı Geçirmek Mümkün
Uzmanlara göre bayramda tatlı tüketimini tamamen kesmek yerine, “seçici denge” yaklaşımı benimsemek gerekiyor. Farkındalıkla yapılan tercihler, porsiyon kontrolü ve hafif egzersizlerle hem bayramın keyfi çıkarılabilir hem de sağlıklı bir denge korunabilir.
Sonuç olarak, bayram sofralarının keyfini sürerken vücudun verdiği biyolojik sinyalleri göz ardı etmemek, uzun vadeli sağlık açısından kritik önem taşıyor.
Haberin girildiği tarih ve saat 18.03.2026 17:26
Kaynak: http://cumhuriyet.com.tr






