Ev ve ofislerde sıkça yapılan “aynı suyu yeniden kaynatma” alışkanlığı, uzmanlara göre hem suyun kimyasal yapısını değiştiriyor hem de bazı minerallerin yoğunlaşmasına neden olabiliyor. Özellikle uzun süre kettle içinde bekletilen suyun tekrar tekrar kaynatılmasının böbrek sağlığı ve su kalitesi açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Günlük yaşamın vazgeçilmez alışkanlıklarından biri olan çay ve kahve tüketimi, pratik kullanım sağlayan kettle cihazlarını mutfakların temel parçası haline getirdi. Ancak uzmanlar, cihaz içinde bekleyen suyun defalarca kaynatılmasının sanıldığı kadar masum olmayabileceği konusunda uyarıyor.
Birçok kişi kettle içinde kalan suyu dökmek yerine tekrar kaynatmayı tercih ediyor. Bunun hijyen açısından daha güvenli olduğu düşünülse de, su kimyası üzerine çalışan uzmanlara göre tekrar eden kaynatma işlemi bazı maddelerin yoğunlaşmasına yol açabiliyor.

Buharlaşma suyun içeriğini değiştirebiliyor
Uzmanların dikkat çektiği temel nokta, kaynama sırasında suyun bir kısmının buharlaşması. Su azalırken, içerisinde doğal olarak bulunan mineraller ve çözünmüş maddeler aynı miktarda kalıyor. Bu durum özellikle tekrar tekrar kaynatılan sularda bazı bileşenlerin oranının artmasına neden olabiliyor.
İçme suyunda düşük seviyelerde bulunan kalsiyum, florür, nitrat ve benzeri mineraller normal şartlarda insan sağlığı için büyük bir risk oluşturmuyor. Ancak su uzun süre kettle içinde bekletildiğinde ve yeniden kaynatıldığında, bu maddelerin yoğunluğu artabiliyor.
Uzmanlara göre özellikle sert su kullanılan bölgelerde bu durum, kettle tabanında kireç birikimini hızlandırırken suyun tadını ve kalitesini de olumsuz etkileyebiliyor.
Böbrek sağlığı açısından dikkat çağrısı
Nefroloji uzmanları, yoğun mineral içeren suyun uzun vadede böbrek sağlığı üzerinde ek yük oluşturabileceğini belirtiyor. Özellikle böbrek taşı oluşumuna yatkın kişilerde yüksek mineral yoğunluğunun risk faktörü olabileceği ifade ediliyor.
Ancak uzmanlar, tek başına tekrar kaynatılmış suyun doğrudan “böbrek taşı yaptığı” yönündeki iddiaların bilimsel olarak kesinleşmediğini, bunun kişinin genel beslenme düzeni, sıvı tüketimi ve genetik yatkınlığıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Yine de uzun süre beklemiş ve defalarca kaynatılmış suyun tüketilmesinin önerilmediği belirtiliyor.

Kalitesiz kettle’larda ek risk oluşabiliyor
Uzmanların dikkat çektiği bir diğer konu ise kettle üretiminde kullanılan malzemeler. Düşük kaliteli plastik veya metal yüzeylere sahip cihazlarda, uzun süre yüksek ısıya maruz kalan suyun bazı maddeleri çözerek suya karıştırabileceği ifade ediliyor.
Özellikle eski veya düşük standartlı cihazlarda mikroplastik ve metal salınımı ihtimaline karşı kullanıcıların dikkatli olması gerektiği belirtiliyor. Bu nedenle kaliteli ve güvenlik sertifikalı ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor.
Tekrar kaynatılan su lezzeti de etkiliyor

Tekrar kaynatılan suyun yalnızca sağlık açısından değil, tat açısından da fark yarattığı belirtiliyor. Çay ve kahve uzmanlarına göre taze kaynatılmış, oksijen oranı daha yüksek su; içeceğin aromasını daha iyi ortaya çıkarıyor.
Uzun süre kettle içinde bekleyen ve tekrar kaynatılan suyun ise daha “düz” ve yoğun bir tada neden olabileceği ifade ediliyor. Bu nedenle profesyonel çay ve kahve hazırlayıcıları, her kullanımda taze su tercih edilmesini öneriyor.
Uzmanlardan basit öneri: İhtiyaç kadar su kaynatın
Uzmanlar, olası riskleri azaltmak için kettle içinde yalnızca ihtiyaç kadar su kaynatılmasını tavsiye ediyor. Kullanım sonrası cihaz içinde beklemiş suyun dökülmesi ve yeni kullanım öncesinde taze içme suyu eklenmesi öneriliyor.

Ayrıca kettle cihazlarının düzenli olarak temizlenmesi ve kireçten arındırılması gerektiği vurgulanıyor. Bu basit alışkanlıkların hem cihazın ömrünü uzattığı hem de daha sağlıklı ve kaliteli su tüketimine katkı sağladığı belirtiliyor.
Haberin girildiği tarih ve saat: 16.05.2026 18:18
Kaynak: http://tgrthaber.com








